Rinoplasti doktoru seçerken dikkat edilmesi gereken en temel kriter; hekimin yüz anatomisine bütüncül yaklaşabilen resmi bir estetik cerrahi uzmanı olması, güncel cerrahi teknolojileri kullanması ve operasyonlarını tam teşekküllü, akredite hastanelerde gerçekleştirmesidir. Burun estetiği, yüzün merkezinde yer alan bu önemli yapının hem sağlıklı nefes alma fonksiyonunu hem de dış görünümünü kalıcı olarak şekillendirir. Bu nedenle sürecin güvenliği, cerrahın fonksiyonel onarım ile sanatsal vizyonu aynı anda sunabilen kanıtlanmış tecrübesine bağlıdır. Beklentileri şeffaf bir iletişimle doğru yöneten, dokuya saygılı ve yenilikçi bir hekimle yola çıkmak, doğal ve uyumlu bir sonucun en güçlü teminatıdır.
Rinoplasti Ameliyatı İçin En Doğru Uzmanlık Alanına Sahip Doktor Kimdir?
Burun estetiği söz konusu olduğunda, hastaların aklına gelen ilk sorulardan biri hangi branş hekimine gitmeleri gerektiğidir. Tıp dünyasında bu operasyonu gerçekleştirmeye yetkili olan ve temel eğitimini bu yönde alan ana branşların başında Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi gelmektedir. Bu unvana sahip olan bir hekim, altı yıllık zorlu tıp fakültesi eğitiminin ardından tıp dünyasının en rekabetçi sınavlarından biri olan uzmanlık sınavını kazanarak, beş veya altı yıl süren çok ağır bir ihtisas döneminden geçer.
Bu uzun asistanlık dönemi, hekime sadece burun yapısını estetik olarak değiştirmeyi öğretmez. Plastik cerrahi eğitimi; yüz kemiklerindeki ağır travmaları onarmayı, mikrocerrahi ile kopan dokuları birleştirmeyi, yanık tedavilerini ve vücudun tüm estetik anatomisini kapsar. Dolayısıyla bir plastik cerrah, hastasının yüzüne baktığında sadece izole bir burun görmez. Alın yapısını, elmacık kemiklerinin yüksekliğini, çene ucunun geriliğini veya ileriliğini ve dudak mesafesini bir bütün olarak değerlendirir.
Hekiminizin uzmanlık belgesinin yanı sıra sürekli eğitime ne kadar önem verdiği de büyük bir göstergedir. Tıp sürekli gelişen, her yıl yeni cerrahi aletlerin ve yaklaşımların ortaya çıktığı dinamik bir alandır. Doktorunuzun ulusal ve uluslararası mesleki derneklere üye olması, kongreleri takip etmesi ve güncel makaleleri pratiğine yansıtması, operasyonunuzun modern standartlarda yapılacağının en büyük teminatıdır. Güvenilir bir hekim, bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek geleneksel yöntemlerin ötesine geçebilen ve her hastaya özel bir cerrahi plan kurabilen kişidir.
Başarılı Bir Rinoplasti Doktoru Yüz Ölçümlerini Nasıl Yapar?
İdeal ve estetik bir burun, rastgele çizilmiş bir şekil veya bir dergiden kesilmiş bir fotoğrafın yüze kopyalanması ile elde edilemez. Doğada, sanatta ve mimaride kusursuzluğun simgesi olarak kabul edilen “Altın Oran” prensipleri, insan yüzünün estetik analizinde de temel rehberdir. Deneyimli bir cerrah, burnunuzun şeklini tasarlarken elindeki matematiksel ve anatomik verileri sanatsal bir bakış açısıyla harmanlar.
Bu analiz sürecinde doktorunuz yüzünüzü hayali çizgilerle yatay ve dikey parçalara böler. İdeal bir yüzde, saç çizgisi ile kaşlar arası, kaşlar ile burun tabanı arası ve burun tabanı ile çene ucu arasındaki mesafelerin birbirine eşit veya çok yakın olması beklenir. Burnun uzunluğu, yüzden ne kadar öne doğru çıktığı, burun ucu ile dudak arasındaki açının kaç derece olduğu gibi detaylar milimetrik olarak hesaplanır. Kadınlarda burun ile dudak arasındaki açının genellikle daha kalkık olması istenirken, erkeklerde bu açının daha düz ve maskülen bir hatta kalması hedeflenir.
Yüz analizinde dikkat edilen başlıca anatomik noktalar aşağıdaki gibidir.
- Alın genişliği
- Elmacık kemikleri
- Gözler arası mesafe
- Çene ucu projeksiyonu
- Dudak uzunluğu
- Deri kalınlığı
Bu ölçümlerin en önemli amacı, burnun yüzünüzde “ameliyatlı” durmasını engellemektir. Sadece tek başına çok güzel duran ama sizin çene yapınıza veya alın genişliğinize uymayan bir burun, yüzünüzde emanet gibi duracaktır. Doğru hekim, sizin etnik kökeninize, yüz hatlarınıza ve mimiklerinize en uygun, doğal ve ahenkli tasarımı bu ölçümler ışığında yapabilen kişidir.
Rinoplasti Doktoru Seçiminde Dijital Tasarım Teknolojileri Neden Önemlidir?
Gelişen teknoloji, estetik cerrahi alanında hasta ve hekim arasındaki iletişimi bambaşka bir boyuta taşımıştır. Geçmişte hastalar ameliyat masasına yatarken sonucun ne olacağını tamamen hekimin hayal gücüne ve anlatımına bırakmak zorundaydı. Günümüzde ise modern kliniklerde kullanılan üç boyutlu görüntüleme ve simülasyon sistemleri, süreci çok daha şeffaf ve anlaşılır kılmaktadır.
Doktorunuz, özel kameralar yardımıyla yüzünüzün yüksek çözünürlüklü, üç boyutlu bir modelini dijital ortama aktarır. Bu model üzerinde, burun sırtındaki kemerin alınması, burun ucunun kaldırılması veya asimetrilerin düzeltilmesi gibi değişiklikler sanal olarak gerçekleştirilir. Bu işlem cerrahın size estetik vizyonunu görsel bir dille anlatmasını sağlar. Kendi yüzünüzde muhtemel değişiklikleri görmek, ameliyat öncesi stresinizi ve belirsizlik kaygılarınızı ciddi ölçüde azaltır.
Ancak dürüst ve güvenilir bir doktor, bu simülasyonların kesin bir sonuç garantisi olmadığını size açıkça belirtecektir. İnsan dokusu bir oyun hamuru veya bilgisayar pikseli değildir. Derinizin kalınlığı, kıkırdaklarınızın sertliği, yara iyileşme potansiyeliniz ve ameliyat sonrası oluşacak ödemin vücuttan atılma hızı kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Özellikle kalın ve yağlı bir cilt yapısına sahipseniz, kıkırdaklara verilen o ince detaylar dışarıdan çok net görünmeyebilir. İnce derili hastalarda ise en ufak bir kemik pürüzü bile dışarıdan fark edilebilir. Bu nedenle dijital simülasyon, doktorunuzun size verdiği bir sözleşme değil ameliyat sırasında ulaşmayı hedeflediği ideal bir yol haritasıdır.
Estetik Bir Rinoplasti Doktoru Aynı Zamanda Nefes Alan Bir Burun Yapabilir mi?
Estetik cerrahide temel felsefe, görsel olarak güzel olanı yaratırken, o organın doğadaki asli görevini bozmamak, hatta varsa mevcut sorunlarını onarmaktır. Burnun temel görevi estetik görünmekten ziyade; dışarıdan aldığımız havayı ısıtmak, nemlendirmek, içindeki partikülleri filtrelemek ve akciğerlere sağlıklı bir şekilde iletmektir. Çok zarif, kavisli ve minik görünen ama sahibine rahat bir nefes aldırmayan bir burun, tıbbi anlamda başarısız bir ameliyatın sonucudur.
Burun içinde nefes almamızı zorlaştıran çeşitli anatomik engeller bulunabilir. Deneyimli bir cerrah, rinoplasti ameliyatına başlamadan önce sadece dış görünüşü değil burun içindeki hava kanallarını da detaylı bir şekilde muayene eder. Eğer burun orta bölmesinde bir eğrilik varsa, bu durum estetik düzeltme ile eş zamanlı olarak giderilir. Aynı seansta burun etlerindeki büyümeler küçültülür ve hava yolunun en dar kısmı olan nazal valv bölgesi özel kıkırdak yamalarla desteklenir.
Solunum sıkıntısına yol açan temel anatomik sorunlar şunlardır:
- Septum deviasyonu
- Konka hipertrofisi
- Nazal valv yetmezliği
- Nazal polipler
- Alerjik rinit ödemleri
Ameliyat sırasında burnu estetik olarak küçültürken, içerideki solunum yollarını daraltmamak büyük bir ustalık gerektirir. “Spreader greft” adı verilen kıkırdak destekler kullanılarak burnun orta çatısı sağlamlaştırılır. Böylece yıllar geçse bile burun kanatlarında çökme olmaz ve hasta derin bir nefes aldığında hava yolunun kapanması engellenir. İyi bir rinoplasti doktoru, estetik kaygılarla fonksiyonel gereksinimler arasında mükemmel bir denge kurabilen uzmandır.
Doktorunuz Açık Rinoplasti mi Yoksa Kapalı Rinoplasti mi Tercih Etmelidir?
Burun estetiği yaptırmayı düşünen hastaların araştırma süreçlerinde en çok kafa karışıklığı yaşadıkları konulardan biri cerrahi tekniğin seçimidir. İnternetteki bilgi kirliliği, bazen bir tekniğin diğerine göre kesin bir üstünlüğü olduğu yanılgısını yaratabilir. Oysa gerçekte açık ve kapalı rinoplasti teknikleri, birbirinin rakibi değil; hastanın anatomik ihtiyaçlarına göre cerrahın alet çantasından seçtiği farklı yaklaşımlardır.
Açık rinoplasti, burun deliklerinin arasındaki orta bölmeden yapılan birkaç milimetrelik küçük bir kesi ile burun derisinin yukarı kaldırılması işlemidir. Bu yöntemin en büyük avantajı, cerraha eşsiz bir görüş alanı sunmasıdır. Doktor, burnun tüm iskelet yapısını çıplak gözle, en ince detayına kadar görerek milimetrik düzeltmeler yapabilir. Özellikle ileri derecede eğri burunlarda, asimetrik burun uçlarında, ciddi travma geçirmiş vakalarda ve daha önce ameliyat olmuş düzeltme (revizyon) hastalarında açık teknik son derece güvenli ve öngörülebilir sonuçlar verir. Orta bölmedeki o minik kesi izi, aylar içinde genellikle fark edilmeyecek kadar silikleşir.
Kapalı rinoplasti ise tüm kesilerin burun deliklerinin içinden yapıldığı, dışarıda hiçbir görünür izin olmadığı tekniktir. Bu yöntemde burun cildi tamamen kaldırılmaz, dokular arasındaki bağlantılar daha az kesilir. Bu sayede ameliyat sonrası şişlikler daha az olabilir ve burun ucunun uyuşukluğu daha çabuk geçebilir. Ancak cerrahın görüş alanı kısıtlıdır ve bu durum doktorun çok yüksek bir el becerisine ve anatomik tecrübeye sahip olmasını gerektirir. Hangi tekniğin seçileceğine internetteki yorumlara bakarak değil burnunuzun yapısal zorluklarını değerlendiren doktorunuzun mesleki öngörüsüne güvenerek karar vermelisiniz.
Rinoplasti Doktoru Ameliyatlarında Piezo (Ultrasonik) Cerrahiyi Nasıl Kullanır?
Eski dönem burun estetiği ameliyatlarında, burun sırtındaki kemeri almak veya burnu daraltmak için kemikler minik çekiçler ve keskiler kullanılarak kırılarak şekillendirilirdi. Bu geleneksel yöntem uzun yıllar başarıyla kullanılmış olsa da kemiğin kırılma hattının her zaman yüzde yüz kontrol edilememesi, çevre dokuların hasar görmesi ve ameliyat sonrası göz altlarında yoğun morlukların oluşması gibi dezavantajlara sahipti. Günümüz tıp teknolojisi, bu süreci çok daha zarif ve atravmatik (dokuya zarar vermeyen) bir hale getirmiştir.
Piezo cerrahisi, yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak kemikleri adeta bir lazer hassasiyetiyle kesen ve şekillendiren ultrasonik bir teknolojidir. Bu cihazın en mucizevi özelliği, sadece sert dokulara yani kemiklere duyarlı olmasıdır. Cihazın ucu yanlışlıkla bir damara, sinire, kıkırdağa veya burun derisine temas etse bile bu yumuşak dokulara hiçbir zarar vermez ve kendi kendini durdurur.
Piezo teknolojisinin hastalar açısından sağladığı en büyük konfor, ameliyat sonrası iyileşme sürecindeki rahatlıktır. Kemikler kaba bir kuvvetle kırılmadığı için kanama çok daha az olur, göz çevresindeki kılcal damarlar zedelenmez. Dolayısıyla eskiden çok korkulan o yoğun morluklar ve aşırı şişlikler yerini hafif ödemlere bırakır. Ayrıca kemikler törpülenerek ve ince ince oyularak şekillendirildiği için, aylar veya yıllar sonra burun sırtınızda elinize gelebilecek istenmeyen kemik çıkıntıları veya asimetriler büyük ölçüde engellenmiş olur. Teknolojiyi pratiğine entegre etmiş bir doktor seçmek, sürecinizin konforunu doğrudan artırır.
Doğallığı Hedefleyen Bir Rinoplasti Doktoru Koruyucu (Preservation) Tekniği Nasıl Uygular?
Estetik cerrahi dünyası sürekli bir evrim içindedir ve son yılların en çok konuşulan, felsefi olarak en anlamlı yaklaşımlarından biri “Preservation Rhinoplasty” yani Koruyucu Rinoplasti tekniğidir. Klasik yöntemlerde burun sırtında bir kemer varsa, bu bölge tamamen kesilerek çıkartılır, burnun tavanı açık bırakılır ve daha sonra yan kemikler kırılarak bu tavan yeniden kapatılmaya çalışılırdı. Bu yıkıcı yaklaşım bazen burnun doğal anatomik hatlarının kaybolmasına yol açabiliyordu.
Koruyucu rinoplasti felsefesinde ise temel amaç burnun doğuştan gelen ve estetik açıdan kusursuz olan yapılarını koruyarak sadece şekil bozukluklarını gidermektir. Eğer burnunuzda bir kemer varsa, doktorunuz burnun üst kısmındaki o düzgün ve doğal çatıya hiç dokunmaz. Bunun yerine, burnun alt temelinden, kemiklerin yüzle birleştiği kısımdan belli bir miktar kemik çıkartarak tüm burun sırtını tıpkı bir asansör gibi aşağıya doğru indirir.
Bu yaklaşımın hastalara sunduğu harika avantajlar vardır. Burnunuzun sırtındaki o doğal kıkırdak ve kemik geçişleri bozulmadığı için, ameliyat sonrasında dışarıdan bakıldığında veya elle dokunulduğunda burnunuzda hiçbir ameliyat izi veya yapaylık hissedilmez. Ayrıca burun ucunu dudak ve yüz kaslarına bağlayan önemli bağ dokuları korunur. Bu sayede ameliyattan sonra mimik yaparken, gülerken veya konuşurken burnunuz doğal esnekliğini korur; halk arasında söylenen “taş gibi donuk bir burun” ifadesi ortaya çıkmaz. Dokuya saygılı bu yöntem sayesinde iyileşme süreci de oldukça kısalmaktadır.
Doktorunuzun Size Sunacağı Rinoplasti İyileşme Süreci Takvimi Nasıldır?
Birçok hasta, ameliyattan çıkıp burun üzerindeki koruyucu kalıplar çıkarıldığında sürecin tamamen bittiğini ve anında o hayal ettikleri kusursuz buruna kavuşacaklarını düşünür. Oysa rinoplasti, cerrahi operasyonla biten değil ameliyatın bitişiyle yeni başlayan, sabır gerektiren uzun soluklu bir biyolojik onarım sürecidir. Doktorunuzun bu süreci size doğru ve gerçekçi bir şekilde anlatması, ameliyat sonrası yaşayacağınız psikolojik dalgalanmaları önlemek adına çok kıymetlidir.
Ameliyatın hemen ardından gelen ilk bir haftalık süreç genellikle vücudun savunma mekanizmalarının en yoğun çalıştığı, ödemin (şişliğin) maksimum seviyeye ulaştığı dönemdir. Bu ilk günlerde burun içinde biriken salgılar nedeniyle hafif tıkanıklıklar yaşamanız normaldir. Birinci haftanın sonunda doktorunuz atelinizi ve (eğer kullanıldıysa) silikon yaprakları çıkardığında yeni burnunuzla tanışırsınız. Ancak bu görüntü nihai sonuç değildir; burnunuz hala normalden daha şiş, kalkık ve kalındır.
Birinci ay geride kaldığında ödemin büyük bir kısmı vücuttan atılır ve burnunuzun temel şekli ortaya çıkar. Üçüncü ve altıncı aylar arasında ise incelme devam eder, burun ucundaki sertlik yavaş yavaş yumuşar, kıkırdak hatları daha estetik ve zarif bir şekilde belirginleşir. Tam iyileşme, dokuların orijinal yumuşaklığına kavuşması ve cilt yapısının alt iskelete tamamen yapışması ise ortalama bir yılı bulur. Kalın derili hastalarda bu süreç iki yıla kadar uzayabilir.
İyileşme sürecinde uzak durulması gereken başlıca faktörler şunlardır:
- Ağır fiziksel aktiviteler
- Numaralı gözlük kullanımı
- Güneş gözlüğü kullanımı
- Aşırı sıcak duş
- Sauna
- Hamam
- Direkt güneş ışığı
- Darbeli sporlar
Bu uzun yolculukta zaman zaman aynaya baktığınızda sabahları burnunuzun daha şiş, akşamları ise daha ince göründüğünü fark edebilirsiniz. Bu tamamen doğal bir doku iyileşme tepkisidir. Doktorunuzun size sunduğu iyileşme takvimine sadık kalmak ve bedeninize zaman tanımak, en güzel sonuca ulaşmanın anahtarıdır.
Rinoplasti Sonrası Revizyon İhtimali Doktor Seçimiyle Nasıl Azaltılır?
Tıbbın doğası gereği, ne kadar mükemmel bir ameliyat yapılırsa yapılsın her cerrahi girişimin belirli riskleri ve öngörülemeyen sonuçları olabilir. Dünya genelindeki tıp literatürüne bakıldığında, ilk kez yapılan rinoplasti ameliyatlarında %5 ile %10 arasında revizyon (düzeltme ameliyatı) ihtiyacı doğabilmektedir. Revizyon gereksinimi her zaman doktorun teknik bir eksikliğinden kaynaklanmaz. İnsan dokusu canlı ve dinamiktir; kıkırdakların eski şekline dönme eğilimi (kıkırdak hafızası), yara dokusunun asimetrik iyileşmesi veya derinin altındaki iskelete beklenenden farklı adapte olması gibi biyolojik faktörler bu duruma yol açabilir.
Ancak revizyon cerrahisi, ilk ameliyata kıyasla çok daha karmaşık, teknik zorlukları yüksek ve tecrübe gerektiren bir süreçtir. Çünkü ilk ameliyatta burun içindeki anatomik yapı değiştirilmiş, dokular birbirine yapışmış ve burnu yeniden şekillendirmek için kullanılabilecek kıkırdak rezervi büyük ölçüde tükenmiştir. İkincil ameliyatlarda burnu yeniden inşa etmek için genellikle hastanın kendi kulak arkasından veya kaburgasından ekstra kıkırdak dokusu alınması gerekir.
İşte bu yüzden rinoplasti yolculuğunuzdaki en altın kural, “ilk ameliyatınızın en iyi şansınız” olduğunu bilmektir. İlk operasyonda en doğru anatomik analizleri yapabilen, dokuya en saygılı teknikleri kullanan ve solunum ile estetiği aynı anda mükemmel şekilde kurgulayabilen bir cerrah seçmek, revizyon riskini en aza indirir. Güvenilir bir hekim, ameliyat öncesinde olası riskleri sizinle şeffafça paylaşan ve yıllar sonra bile kendi yaptığı ameliyatın arkasında durarak sizi desteklemeye devam eden kişidir.
Rinoplasti Doktoru Ameliyatı Hangi Hastane Şartlarında Gerçekleştirmelidir?
Doktorunuzun bilgi birikimi, sanatsal bakış açısı ve cerrahi el becerisi ameliyatın başarısı için ne kadar kritikse; o ameliyatın yapıldığı hastanenin fiziksel ve teknolojik donanımı da hastanın can güvenliği için o kadar önemlidir. Rinoplasti lokal anesteziyle muayenehane şartlarında yapılabilecek basit bir işlem değil genel anestezi altında tam teşekküllü ameliyathanelerde gerçekleştirilmesi gereken ciddi bir cerrahi operasyondur.
Ameliyat olacağınız kurumu seçerken, sadece bekleme salonunun lüks olmasına değil asıl hayat kurtaran arka plandaki tıbbi altyapıya dikkat edilmelidir. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı, uluslararası akreditasyon standartlarına sahip tıp merkezleri veya hastaneler tercih edilmelidir. Anestezi sürecinin konforlu ve güvenli geçmesi, kullanılan gazların ve ilaçların kalitesine, anestezi doktorunun tecrübesine ve hastanenin izlem cihazlarının gelişmişliğine bağlıdır.
Donanımlı bir hastanede bulunması gereken temel unsurlar şunlardır:
- Gelişmiş anestezi cihazları
- Modern sterilizasyon ünitesi
- Yoğun bakım servisi
- Hepa filtreli ameliyathaneler
- Enfeksiyon kontrol komitesi
- Kesintisiz güç kaynakları
Ameliyat sırasında kullanılan cerrahi aletlerin dünya standartlarında sterilize edilmesi, ameliyat sonrası iyileşme sürecinizi kabusa çevirebilecek hastane enfeksiyonlarını önlemenin tek yoludur. Beklenmeyen herhangi bir tıbbi reaksiyon geliştiğinde, hastanenin anında müdahale edebilecek tam donanımlı bir yoğun bakım ünitesine sahip olması, sıfır risk prensibiyle hareket eden profesyonel bir ekibin vazgeçilmez kuralıdır.
Rinoplasti Sürecinde Doktor ve Hasta Arasındaki Psikolojik Uyum Neden Kritiktir?
Estetik cerrahide başarının ölçüsü sadece hastanın burnunun ne kadar güzel göründüğü ile ilgili değildir; aynı zamanda hastanın bu yeni görünümünden ruhsal olarak ne kadar tatmin olduğuyla doğrudan ilişkilidir. Rinoplasti ameliyatı sadece fiziksel bir değişim yaratmaz; hastanın özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve hayata bakış açısını derinden etkileyen psikolojik bir dönüşüm sürecidir. Bu süreçte doktorunuzla kurduğunuz iletişimin kalitesi, ameliyatın teknik başarısı kadar belirleyicidir.
Gerçekçi beklentiler, mutlu bir ameliyat sonrasının en temel anahtarıdır. Estetik cerrahlar, mucizeler yaratan sihirbazlar değildir; var olan anatomik malzemeyi en iyi şekle getiren hekimlerdir. Eğer elinizde bir ünlünün fotoğrafıyla gidip “birebir aynısını istiyorum” derseniz veya burnunuzdaki kimsenin fark etmediği milimetrik bir asimetriyi hayatınızın en büyük sorunu haline getirdiyseniz, dünyanın en iyi ameliyatı bile sizi mutlu etmeyecektir. Tıp dilinde beden algı bozukluğu olarak bilinen bu tarz durumlarda, güvenilir bir estetik cerrah sizi korumak adına ameliyat etmeyi nazikçe reddedebilir. Bu ticari kaygıları bir kenara bırakıp tamamen sizin psikolojik sağlığınızı gözeten son derece etik bir davranıştır.
Muayene odasına ilk girdiğiniz andan itibaren doktorunuzun sizi ne kadar dikkatli dinlediğine, kaygılarınızı nasıl yönettiğine ve sorularınıza ne kadar tatmin edici, anlaşılır cevaplar verdiğine dikkat etmelisiniz. Sizinle göz teması kuran, isteklerinizi önemseyen ama tıbbi sınırları da şeffaf bir dürüstlükle çizen bir hekim, en doğru seçimdir.

Op. Dr. Alev Camcıoğlu, 1975 Kırcaali doğumludur. Saint Michel Fransız Lisesi sonrası, 2001’de Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi uzmanlığını 2008’de tamamladıktan sonra çeşitli illerde mecburi hizmetini yaptı ve askerlik görevini Genelkurmay Başkanlığı’nda gerçekleştirdi. İstanbul Hospital ve Nişantaşı Hastaneleri’nde çalıştı. Şu anda özel kliniğinde İstanbul, Türkiye’de burun estetiği alanında hizmet vermektedir.

